İçeriğe geç

Şerefiyelendirme ne demek ?

Şerefiyelendirme Ne Demek? Toplumsal Cinsiyet ve Sosyal Adalet Açısından Bir Bakış

Sokakta yürürken bir anda fark ediyorsunuz. Bir grup kadının, başlarından geçen bir olayı anlatırken ses tonlarının değiştiğini, vücut dillerinin gerildiğini… Hemen yanlarında yürüyen bir adamın ise rahatça gülüp, muhabbetine devam ettiğini gözlemliyorsunuz. İşte, şerefiyelendirme dediğimiz kavram aslında tam da bu tarz anlarda devreye giriyor. Hangi kişi veya grupların toplumda değerli sayıldığını, kimlerin sesinin daha çok duyulduğunu belirleyen ve bazen görünmeyen, bazen de fazlasıyla belirgin olan bir sosyal dinamiği anlatıyor. Şerefiyelendirme, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet açısından düşündüğümüzde, aslında birçok konuda güç ilişkilerinin ortaya çıktığı bir konu.

Şerefiyelendirme ve Toplumsal Cinsiyet

Bir gün toplu taşıma aracında gittiğimde, karşımda bir çift vardı. Kadın sessizce kitap okurken, adam sürekli etrafındaki insanlarla konuşuyordu. Aralarındaki diyalog da oldukça sıradandı: “Ya ben o filmi sevmemiştim, neyse, sen de seversin diye düşünüyorum…” Kadının neredeyse hiç sesi çıkmadı. Erkeklerin sesinin ve fikirlerinin daha değerli sayıldığı bu durum, şerefiyelendirme kavramını tam olarak anlatıyor.

Toplumsal cinsiyetin şerefiyelendirme üzerindeki etkisi o kadar belirgindir ki, kadınların ve erkeklerin toplumda nasıl algılandığı, hangi sözlerin daha fazla kabul gördüğü üzerinde doğrudan etkili olur. Kadınların genellikle duygusal ve hassas olduğu düşünülürken, erkeklerin ise daha mantıklı ve rasyonel olduğu kabul edilir. Bu toplumsal kodlar, kadınların söylediklerinin genellikle daha az değerli olmasına neden olur. O an, o toplu taşıma aracındaki o kadının da söyledikleri şerefiyelendirilmişti. Kadın olmasının, ona sadece “söylese de olur” gibi bir yere konmasına sebep olduğunu düşündüm. Toplum, kadının sözünü genelde ikinci plana atar.

Sokaklarda, iş yerlerinde, evlerde, aslında her an bu şerefiyelendirmeyi yaşıyoruz. Bazen bir kadının iş yerindeki başarısı, “ama o bir kadındı” denerek küçümsenir. Hâlbuki, o başarıya ulaşabilmek için kadın bir mücadelenin parçası olmuştur, ama çoğunlukla gözden kaçan ya da yok sayılan bir mücadele…

Çeşitlilik ve Şerefiyelendirme

Bir de çeşitlilik meselesi var. Şerefiyelendirme, yalnızca toplumsal cinsiyetle sınırlı değil. Irk, etnik köken, cinsel yönelim gibi birçok faktör de bu dinamiği etkiler. Bir gün bir kafede, gözlerim önümdeki bir grup öğrenciye kaydı. Aralarında siyah tenli bir öğrenci vardı ve başkaları ondan daha fazla söz alıyor, ona da “Evet, sen de bir şey söyle” gibi sözler fırlatılıyordu. Ne yazık ki, toplumsal çeşitlilik anlamında şerefiyelendirme, yalnızca sınıfsal bir hiyerarşi değil, ırksal ya da etnik köken farklılıkları üzerinden de şekillenebiliyor. Bu tür gruplar, toplumda sıkça marjinalleşiyor ve çoğu zaman fikirleri ya da görüşleri değersiz görülüyor.

Bunu birkaç yıl önce iş yerimde de gözlemlemiştim. Çeşitli etnik kökenlere sahip bir grup çalışana sahiptik ve ne yazık ki, ofiste çoğu zaman tek tip bir ses yankı buluyordu. Hangi sesin daha fazla duyulduğuna bakarak, toplumsal gücün ne kadar belirleyici olduğunu anlamak aslında zor değil. Birbirine zıt kültürlerden gelen bireyler, ortak bir dil bulmaya çalıştıklarında çoğunlukla seslerini duyurmakta zorlanıyordu.

Bir gün müdürümün söylediği şu cümleyi hatırlıyorum: “İstanbul’da, çeşitliliği takmayan bir iş ortamı kurmak çok zor.” O zaman fark ettim, çeşitliliği gerçek anlamda takmak aslında ciddi bir sorumluluk gerektiriyor. Çeşitliliği yalnızca başlıca pozitif bir özellik olarak görmek değil, bunu aynı zamanda şerefiyelendirme açısından adaletli bir şekilde ele almak gerekir.

Sosyal Adalet ve Şerefiyelendirme

Sosyal adaletin, şerefiyelendirme ile olan ilişkisi çok açıktır. Toplum, kimlerin daha çok değerli olduğunu ya da hangi seslerin daha önemli olduğunu belirlerken, sosyal adaletin nerede devreye girdiğini görmek gerekiyor. İnsanların değerinin, kimlikleri ya da dış görünüşleriyle belirlenmemesi gerektiğini savunmak, aslında şerefiyelendirmeyi ortadan kaldırmak anlamına gelir.

Çok yakın bir zamanda, bir arkadaşımın doğum günü partisinde yaşanan bir olayı hatırlıyorum. Parti oldukça samimiydi, bir grup insan eğleniyor ve sohbet ediyordu. Bir süre sonra, konuşmalar bir şekilde “görünüş” üzerinden dönmeye başladı. Birisi bir kadının estetik cerrahiye olan ilgisinden bahsederken, diğer biri “Görünüşüne bu kadar takılmak doğru değil” dedi. Ancak söz konusu kadın, o anları ciddiye almadığını belirttiğinde, çevresindekiler onu neredeyse dışladı. O andan sonra “toplumun oluşturduğu güzellik algısı”, şerefiyelendirilmiş ve ona bağlı bir sosyal hiyerarşi ortaya çıkmıştı. Bu tür düşünceler, toplumsal adaletin de ne kadar ihlal edildiğini gösteriyor.

Sonuç: Şerefiyelendirme İle Mücadele

Gördüğünüz gibi, şerefiyelendirme toplumsal yapının her katmanına sızmış durumda ve çoğu zaman fark etmeden biz de buna dahil oluyoruz. Kendi deneyimlerimden ve gözlemlerimden yola çıkarak şunu söyleyebilirim: Şerefiyelendirme sadece bir kavram değil, aynı zamanda her an içinde yaşadığımız bir gerçeklik. Herkesin eşit derecede duyulması, fikirlerinin değerli olması ve kimseye üstten bakılmaması gerektiği bir toplumda, bu tür yapıları aşmak bizlere kalmış.

Evet, belki günlük hayatta şerefiyelendirme sıkça karşılaştığımız bir şey, ancak sosyal adalet için bu kavramı tartışmaya açmak, daha eşitlikçi bir dünyaya giden yolda atılacak önemli bir adım olabilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
Sitemap
grand opera bet güncel giriş