Yiyecek Sadaka Olur Mu? Bir Hikaye
Bugün Kayseri’de, günlerden pazartesi ve yağmur yağıyor. Hava soğuk, fakat içimde bir sıcaklık var. İki gün önce yaşadığım bir olay, beni hala etkisi altına almış durumda. “Yiyecek sadaka olur mu?” sorusunu sormama neden olan o anı unutamıyorum.
Bir Yolda Karşılaştığımız Adam
Cumartesi günü, sabah kahvemi almak için evimden çıktım. Bu sabah bir farklılık vardı. Havanın gri, yorgun ve yağmurlu oluşu, insanları daha içine kapanık, daha sessiz yapmıştı. Ben de öyleydim. Kayseri’nin soğuk sokaklarında yürürken, biraz önce düşündüğüm bir şey vardı kafamda: “Sadaka, gerçekten sadece para mı olur?” Soruyu kendime sormama neden olan bir olay olmuştu, birine yardım etmek istemiştim ama bunu para ile yapmak istememiştim. O esnada, karşımdan hızla yürüyen yaşlı bir adam gördüm. Üzerinde yıpranmış eski bir palto, cebinde bir kaç kuruş parası olduğunu hissettiren sarsak bir cüzdan taşıyordu. Yüzü yorgundu, ama gözlerinde bir şeyler vardı; belki de hayata tutunmaya çalışan bir umut.
Adamın yanına yaklaştım, her zamanki gibi içimden bir şeyler fısıldadı. “Yardım et, ne olur bir şey yap,” dedim. Ama her zaman olduğu gibi, sadece bakıp geçtim. Sonra gözlerim bir an, cebimdeki poşeti fark etti. Kahve almak için gittiğim marketten aldığım sandviç, cebimdeydi. Hızlıca içimden bir ses yükseldi: “Ona verebilir misin?” Bir an durdum, “Sandviç mi vereceğim?” diye düşündüm. Hem de yiyecek, sadaka olur mu?
O An ve O Karar
Bir an, kararsız kaldım. Hem tuhaf hem de garip bir şekilde, kendimi o adamın karşısında bir yabancı gibi hissediyordum. Belki de sadece cebimdeki yiyecek ile “sadaka” denilen şeyin tanımını değiştirmeye çalışıyordum. Sadece bir yemek, bir parça ekmek; ama belki de tam olarak ihtiyacı olan şeydi. Ama işte, içimdeki o ses bir an kayboldu ve cesaretimi toplayarak yanına yaklaştım.
“Amca, senin aç olduğunu düşünüyorum. Belki bu sana biraz yardımcı olabilir,” dedim ve sandviçimi ona uzattım. Adam, önce bana şaşkın bir şekilde baktı, sonra gözlerinde bir kırılma yaşandı. Bir an, belki yıllardır hiç kimse ona yiyecek teklif etmemişti, kim bilir. Yavaşça elini uzattı ve sandviçi aldı. “Allah razı olsun,” dedi, ama kelimelerinden daha fazlasını hissettim. O an, sadece bir yiyecek değil, aynı zamanda bir insanın duygusal yükünü hafifletiyordum. Bir yiyecek, gerçekten sadaka olabilir miydi?
Yiyecek ve Sadaka: İnsanlığın Köklerine Dönüş
İçimden bir huzur doldu, ama aynı zamanda bir hayal kırıklığı da vardı. Çünkü o adamın alacağı yardımı, sadece bir parça ekmekle sağladığımı hissediyordum. Bu kadar basit mi, gerçekten? Onun ihtiyacı olan tek şey belki de biraz sıcak yemek, belki de sadece bir insanın “iyi” olabilmek için ona uzatacağı bir eldi. O anda düşündüm: Sadaka sadece paradan mı ibaret? Gerçekten mi, yoksa yiyecek de bir sadaka olabilir mi? O anı düşündükçe, kalbim biraz daha hızla çarpmaya başlıyordu.
Yiyecek, belki de en sade ve en temel ihtiyaçlardan biri. Ama bazen, insanlar sadece para ile yardım edebileceklerini sanıyorlar. Ancak bir parça ekmek bile, birinin hayatında büyük bir fark yaratabilir. O an, gerçekten birine yardım etmenin ne demek olduğunu tam olarak anlamıştım. Birine yiyecek vermek, belki de onun hayatta kalabilmesi için en büyük adımlardan biriydi. Bir parça ekmek bile sadaka olabilir miydi?
O Anın Ardından
O günden sonra, birkaç gün boyunca o adamı düşünmeden geçemedim. Bir yiyecek, bir sadaka olabilir mi? Evet, olabilir. İnsanlığın özüdür aslında bu; yardım etmek, sadece maddi değil, manevi değerlerle de bir araya gelir. Belki de yiyecek, o anda vermek için en doğru şeydi. Yani, evet, yiyecek de bir sadaka olabilir. Çünkü sadaka sadece para değil, bir insanın neye ihtiyacı varsa, onu vermek demektir. Bir parça ekmek, bazen kelimelerden daha değerli olabilir.
Kayseri’nin soğuk sokaklarında, sıradan bir sabahın içinde fark ettim ki, hayatta bazen en küçük şeyler, en büyük anlamları taşır. O gün, bir yiyecek, sadaka oldu. Hem de en saf haliyle. Ve belki de o an, bana yardım etmenin ve gerçek sadakayı vermenin anlamını öğretti.