Tam Metin Veri Tabanı Nedir? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Açısından İnceleme
İstanbul’da bir sabah, tramvayda sıkış tıkış bir yolculuk yaparken, karşımda oturan kadının bilgisayarında “tam metin veri tabanı”na dair bir şeyler okuduğunu fark ettim. Ekrandaki metinler, cümleler birer bağlantıya dönüşerek gözlerimin önünde kayıyordu. Bir an düşündüm, “Bu ‘tam metin veri tabanı’ nedir, aslında neler içerir, ve neden önemlidir?” diye. Hemen aklıma toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adaletle olan bağlantısı geldi. Bu, sadece bir akademik konu değil; günlük hayatta gözlemlediğimiz, etkilendiğimiz bir şey. Fakat belki de en çok fark etmiyoruz. Bu yazıda, tam metin veri tabanlarının, özellikle çeşitli gruplar üzerindeki etkisini, biraz sokak gözlemleriyle inceleyeceğim.
Tam Metin Veri Tabanı Nedir?
Öncelikle, tam metin veri tabanı, bir konu hakkında yazılmış tüm metinlerin dijital ortama aktarılması ve bu metinlerin içeriklerinin aranabilir hâle getirilmesidir. Düşünsenize, bir kitabın, makalenin ya da araştırmanın tamamı bir veri tabanında yer alıyor. Kullanıcılar, anahtar kelimelerle bu metinlere ulaşabiliyorlar. Bu veri tabanları, akademik araştırmalar için kritik öneme sahip olsa da, günlük hayatımızda ne kadar iç içe geçtiğimizi fark etmiyoruz. Birçok üniversite, araştırma merkezi ya da kütüphane bu tür veri tabanlarıyla çalışır. Fakat, bu tür sistemlerin toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adaletle nasıl bir ilişkisi olabilir?
Toplumsal Cinsiyet ve Veri Tabanları
Bir gün arkadaşım Zeynep ile bir kütüphanede karşılaştım. Zeynep, kadınların tarihsel olarak akademik dünyada daha az yer bulmalarını araştırıyordu. “Hadi gel, şu tam metin veri tabanlarına bakalım” dedi. Ben de hemen meraklandım. Kütüphanede karşılaştığımız veri tabanlarına göz attığımızda, çok fazla kadın akademisyenin ve kadın odaklı araştırmanın olmadığını fark ettik. Bu durum, aslında veri tabanlarının geçmişteki toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini nasıl yansıttığını gösteriyordu. Birçok kadın araştırmacı, akademik dünyada daha az yer buluyor. Çoğu zaman erkek egemen bir bakış açısıyla yazılmış metinler daha fazla yer ediniyor. Bu da veri tabanlarında bir temsil sorunu yaratıyor.
Zeynep’in yaptığı araştırmalar, tam metin veri tabanlarının içeriklerinin, toplumsal cinsiyetin ötesinde, erkek bakış açısına dayalı olarak şekillendiğini gösteriyor. Üniversite kütüphanelerinin arşivlerine bakınca, akademik yazılarda kadınların iş gücüne katılımı, kadın hakları gibi konulara çok daha geç yer verildiğini görebiliyoruz. Bu durum, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin veri tabanlarına nasıl yansıdığına dair önemli bir ipucu sunuyor.
Çeşitlilik: Veri Tabanlarının Gösterdiği Etnik ve Kültürel Farklılıklar
Geçenlerde iş yerinde bir grup arkadaşla sohbet ediyorduk. Konu çeşitliliğe geldiğinde, biri “Veri tabanlarındaki içeriklerin kültürel çeşitliliği ne kadar yansıtıyor?” diye sordu. Hepimizin gözleri birbirine döndü. Tam metin veri tabanlarının içerikleri ne kadar çeşitliliği yansıtıyordu? Belki de, oraya erişimi olan insanların çoğu, kendi kültürel, etnik ya da sosyal arka planına sahip kişilerdi. Her ne kadar veritabanları evrensel gibi görünse de, çoğu zaman Batı merkezli içeriklerin ve araştırmaların hakimiyetinde oluyordu.
Örneğin, Türkçe kaynakların yanı sıra, Asya, Afrika veya Latin Amerika gibi yerlerden gelen araştırmalara ulaşmak bazen neredeyse imkansız hale gelebiliyordu. Bu, veri tabanlarının global bir çeşitliliği ne kadar kapsayıp kapsamadığını sorgulatıyor. Gerçekten, farklı etnik grupların, kültürlerin ve toplumların hikâyeleri veritabanlarında yeterince yer buluyor mu? Bir toplumun sadece bir perspektif üzerinden araştırılması, o toplumun tüm bireylerinin sesini ve deneyimlerini yok saymak anlamına gelir. O yüzden, veri tabanları sadece bilimsel araştırmalarla sınırlı kalmamalı, dünyanın dört bir yanındaki çeşitliliği de doğru şekilde yansıtmalıdır.
Sosyal Adalet: Veriye Erişimdeki Eşitsizlik
Bir akşam işten dönerken otobüste yanımda bir adam konuşuyordu. “Sosyal adaletin en önemli yönlerinden biri de insanların eşit erişim hakkıdır. Bu sadece ekonomik değil, bilgiye erişim açısından da geçerlidir” diyordu. Bunu duyduğumda bir anda aklıma veri tabanlarına erişim geldi. Çünkü tam metin veri tabanlarına erişim, çoğu zaman sadece belli bir gelir seviyesindeki ya da akademik çevreye mensup olan kişiler için mümkün. Sosyal adalet, veriye erişim konusunda da önemli bir mesele oluşturuyor. Eğitim alanında eşitsizlikler, toplumsal sınıflar arası uçurumlar, bu tür veri tabanlarına ulaşamayan insanların fırsat eşitliği yaratmalarını zorlaştırıyor.
Bu durum, aslında bizlerin sokakta, otobüslerde, kütüphanelerde gördüğümüz insanlar için bir engel oluşturuyor. Bir yanda bilgiye erişimi olan ve bu verileri araştırmalarına entegre edebilen bireyler, diğer yanda ise bu veriye ulaşamayan insanlar… Bu eşitsizlik, sosyal adaletin önünde bir engel teşkil ediyor. Ve belki de bu yazıyı okurken bile, bazı okuyucular tam metin veri tabanlarına erişim sağlayamayacak durumda olabilir. Bu tür veri tabanları daha geniş bir kitlenin kullanımına açılmalı ve eşitlikçi bir şekilde düzenlenmelidir.
Sonuç: Veri Tabanlarının Toplumsal Rolü
İstanbul sokaklarında, metrobüslerde, kafelerde gözlemlerimi yaparken, aslında veri tabanlarının hayatımızdaki etkisini daha net fark ediyorum. Tam metin veri tabanları, sadece akademik araştırmalarla sınırlı değil; toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden, kültürel çeşitliliğin yansımasına, sosyal adaletin sağlanmasına kadar geniş bir etki alanına sahip. Bu bağlamda, veri tabanları sadece bir bilgi kaynağı değil, toplumsal bir yapıyı da yansıtan araçlardır. Veri tabanlarının daha erişilebilir, çeşitliliği daha fazla yansıtan ve eşitlikçi olması gerektiğini unutmamalıyız. Her bireyin bilgiye erişim hakkı olmalı. Çünkü bilgi, gücün temeli ve herkes için eşit olmalı.