OVP Hangi Yılları Kapsıyor? Gerçekten Ne Amaçla?
OVP’nin Yıllarına Dair Gerçekler: 2014-2023 Arası Bir Dönem
OVP, yani Orta Vadeli Program, Türkiye’nin ekonomi politikalarına yön veren, hükümetin birkaç yıl boyunca ekonomik hedefler belirlediği bir belge. Ancak, bu “orta vadeli” kavramını biraz sorgulamak gerek. Çünkü OVP’ler, genellikle 3 yıllık bir dönemi kapsar ve bir hükümetin ekonomi politikalarındaki yönü belirler. Fakat işin aslına bakıldığında, 2014-2023 yıllarını kapsayan OVP süreci, Türkiye’nin ekonomik ve toplumsal yapısında ciddi değişimler yaşandığı, kimi zaman hayal kırıklıkları, kimi zaman umut vaat eden gelişmelerin yaşandığı bir dönemi de içine alıyor.
O yüzden “OVP hangi yılları kapsıyor?” sorusunun cevabı kesin gibi görünse de, biraz daha derinlemesine bakınca bu yılların pek de net bir şekilde tanımlanamayacağını anlayabilirsiniz. Herkesin gözünde 2014-2023 arasındaki OVP, aslında biraz belirsiz ve etkisi karmaşık bir dönem. Kimileri bu dönemdeki ekonomik hedeflerin bir başarı hikâyesi olduğunu savunuyor, kimileri ise bu yıllarda kaybolan fırsatları, artan dış borçları, işsizlik rakamlarını ve enflasyon oranlarını hatırlatıyor. O zaman gelin, bu yılların içindeki güçlü ve zayıf yönlere bir göz atalım.
OVP’nin Güçlü Yönleri: Kâğıt Üzerinde Büyük Hedefler
İlk bakışta, OVP, hükümetin ekonomik politikalarının temel taşı gibi görünüyor. Özellikle 2014’ten sonra, Türkiye’nin Orta Vadeli Programları, büyüme hedefleri, enflasyon oranları, kamu yatırımları ve dış ticaret dengesi üzerine geniş çaplı planlar içeriyor. Yıllık büyüme hedefi, istihdam artışı ve işsizlik oranlarını düşürme vaadi gibi konular, OVP’nin en göz alıcı yönlerinden. Hükümetin belirlediği hedeflere bakınca, her şey “tam yol ileri” gibi görünse de, uygulanabilirlik ve somut başarı açısından işin rengi biraz değişiyor.
Büyüme Hedefleri: 2014-2023 dönemi boyunca belirlenen büyüme hedefleri genellikle iki rakamlı büyüme oranlarına dayandı. Yüksek büyüme hedefleri, ekonominin güçlü bir şekilde toparlanacağı beklentisini oluşturdu. Ancak burada kritik bir nokta var: Bu hedefler genellikle büyük projelerle desteklendi. Havalimanı inşaatları, köprüler, otoyollar… Görsel olarak, evet, Türkiye büyüyor gibi gözüküyordu. Ama bu büyüme, her zaman toplumun her kesimine eşit şekilde yansımadı.
İstihdam Artışı: Özellikle genç nüfusa yönelik iş gücü piyasasında istihdam artışı sağlanacağına dair vaatler vardı. Ancak burada da gerçek hayat biraz farklı işledi. Genç işsizlik oranları, tahmin edilenin çok daha üstünde seyretti ve burada büyük bir soru işareti oluştu. Hedefler kâğıt üzerinde parlak olsa da, pratikte nasıl uygulandığı çok önemli bir noktayı oluşturdu.
OVP’nin Zayıf Yönleri: Hedeflere Ulaşamamak ve Geriye Kalan Sorunlar
Şimdi gelelim OVP’nin daha eleştirilen yönlerine. Belirlenen hedeflere ulaşmak çoğu zaman imkansız gibi göründü. Hem ekonomik gerçekler hem de küresel dalgalanmalar, bu hedefleri sürekli sarsan unsurlar oldu. Türkiye’nin 2014-2023 arasındaki ekonomik hedeflere ulaşamamasının temelinde birkaç önemli sorun bulunuyor.
Enflasyon ve Dış Borç: Belirlenen düşük enflasyon hedeflerine ne yazık ki bir türlü ulaşılamadı. Yüksek enflasyon, özellikle dar gelirli kesimleri vurdu. Evet, büyüme hedeflerine ulaşılmaya çalışıldı, ama bir taraftan da yüksek enflasyon ve sürekli artan dış borç ekonomiyi zayıflattı. İç borçlanma oranları artarken, dış borç da hızla yükseldi. Bu da aslında büyüme hedeflerinin sürdürülebilir olup olmadığına dair soru işaretleri doğurdu.
İşsizlik ve Genç Nüfus: Hükümetin bu dönemdeki en büyük zayıf noktalarından biri işsizlik oranını düşürme vaadini yerine getirememesiydi. Özellikle genç nüfus arasında işsizlik oranı her geçen yıl artış gösterdi. Üniversite mezunları iş bulamıyor, gençler geçici işler ve düşük maaşlarla hayatlarını idame ettirmeye çalışıyordu. Peki, bu gençlerin geleceği nasıl şekillenecek? OVP’nin temel hedeflerinden biri olan istihdam artışı, özellikle gençler için hayal kırıklığına dönüştü.
Küresel Etkiler ve İçsel Sorunlar: Sadece iç faktörler değil, küresel ekonomik krizler, ticaret savaşları ve pandemi gibi dışsal etkenler de Türkiye ekonomisini etkiledi. 2020’nin pandemi süreci, OVP hedeflerinin çok ötesinde olumsuz sonuçlar doğurdu. OVP’nin içerdiği yılların büyük bir kısmında, küresel ekonomik belirsizliklerin Türkiye ekonomisine yansıması kaçınılmaz oldu.
OVP: Gerçekten Orta Vadeli Bir Plan Mı?
OVP’yi bir “orta vadeli” plan olarak düşündüğümüzde, ilk soru şu: Gerçekten bu kadar kısa vadede, 3 yıl gibi bir sürede, Türkiye gibi büyük ve dinamik bir ekonomide büyük dönüşümler beklemek ne kadar gerçekçi? OVP’nin yılları, ne kadar kesin belirlenmişse de, aslında sürdürülebilir ve gerçekçi hedefler içeriyor mu? Enflasyonu %5’te tutmak ya da işsizlik oranlarını %8’in altına çekmek, tek başına bu kadar kısa sürede ne kadar mümkün?
Sonuç: OVP ve Geleceğe Bakış
OVP’nin amacı ne kadar önemli olsa da, uygulama sürecinde birçok faktör devreye giriyor. Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik, sosyal ve politik koşullar, bu tür programların başarısını etkileyen ana unsurlar. Hedeflere ulaşmak, hem iç hem de dış faktörlerin bir araya gelmesiyle mümkün. Gerçekçi olmak gerekirse, OVP’nin yılları sadece bir takvim aralığı değil, aynı zamanda birçok sorunun, belirsizliğin ve fırsatın yer aldığı bir dönemi kapsıyor.
Peki sizce OVP gerçekten “orta vadeli” bir plan mı, yoksa daha kısa vadeli popülist hedeflerle şekillendirilen bir yama mı? Bu sorunun cevabı, belki de Türkiye’nin ekonomik geleceğini belirleyecek.